Alayköy’e 580 dairelik dev proje
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, sürekli eleştiriler yapıldığını ancak yapılan işlerin de görülmesi gerektiğine dikkat çekerek, İlk Evim Kredisi ve sosyal konut yapımına ilişkin bilgiler paylaştı
“Alt yapı çalışmaları bitmek üzere”… Sosyal konut projesinin “en büyük etaplarından biri” olarak işaret edilen Alayköy projesinde 580 daire planlandığını kaydeden Oğuz, altyapı çalışmalarının “hemen hemen bittiğini” ifade etti. Oğuz, yakın zamanda Alayköy için duyuru yapılacağını dile getirdi.
“Yaklaşık bin kişi konuta kavuştu”… Bakan Oğuz, “İlk Evim” kapsamında hazırlanan paketlerle yaklaşık bin kişinin ev/konut sahibi olduğunu açıkladı. Adayların yasaya göre belirlendiğini, kura çekimi yapıldığını, bankalarla görüşmeler yürütüldüğünü aktaran Oğuz, sürecin “yasal” şekilde işletildiğini belirtti.
Yusuf Bahadır AYDIN
KIBRIS TV’de yayınlanan “Kıbrıs’ta Gündem” programına konuk olan İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Eda Alisiannoğlu’nun sorularını yanıtladı. Meclis’te “Fiber Optik Altyapı Projesine İlişkin Protokol Yasası” görüşmeleri sırasında yaşanan sert tartışmaları değerlendiren Oğuz, hem Meclis’teki üslup tartışmalarına hem de “ek protokol” ihtiyacına dikkat çekti. Bakan Oğuz ayrıca son dönemde öne çıkan ülke güvenliği, giriş-çıkış kontrolleri, kayıt dışı yaşamla mücadele, sosyal konut ve kırsal kesim arsaları başlıklarında hükümetin attığı adımları ve rakamsal verileri paylaştı.
“Vatandaş izliyor; verilen mesajın iyi olması gerekir”
Meclis’teki gerilim ve tartışmaların kamuoyunda geniş yankı bulduğunu vurgulayan Oğuz, Meclis’i “ayna” olarak nitelendirdi. Oğuz, Meclis kürsüsünden verilen mesajların vatandaş tarafından yakından takip edildiğini, söylem ve davranışların topluma örnek teşkil ettiğini belirterek, parti ayrımı gözetmeksizin tüm milletvekillerinin Meclis içtüzüğü ve kurallara riayet etmesi gerektiğini söyledi.
Oğuz, toplumda zaman zaman “Meclis’te bağırıp çağırıp sonra normal hayata dönülmesi” gibi görüntülere dönük eleştirilerin de oluştuğuna işaret ederek, siyaset kurumunun güvenilirliği açısından “çerçevenin dışına çıkmama” uyarısında bulundu. Meclis’in açılışının gecikmesi, oturum yönetimi ve tartışmaların seyrine ilişkin değerlendirmelerinde de Oğuz, “vatandaşa verilen mesaj”ın önemine vurgu yaptı.
Fiber optik tartışmaları.. “Ek protokole ihtiyaç var”
Programın ana gündem maddelerinden biri, Meclis’te ele alınan Fiber Optik Altyapı Protokolü Yasa Tasarısı oldu. Oğuz, protokol görüşmeleri sürerken yaşanan tartışmaların bir boyutunun da “ek protokol ihtiyacı” tartışması olduğunu ifade etti.
Bakan Oğuz, hükümetin ve ilgili tarafların daha önce de “ek protokole ihtiyaç olduğu” yönünde görüş belirttiğini; bu kapsamda görüşmelerin devam ettiğini söyledi. Türk Telekom yetkilileriyle toplantılar yapıldığını, sürecin sürdüğünü kaydeden Oğuz, “Ek protokol şart” ifadesini kullandı.
Oğuz, Meclis’te yasaların tartışılmasının doğal olduğunu, muhalefetin de istemediği düzenlemelerde süreci uzatabildiğini; ancak tartışmaların “organize biçimde Meclis’in çalıştırılmaması” gibi bir noktaya evrilmesinin, vatandaş nezdinde “dün öyleydiniz bugün böyle” algısı doğurabildiğini savundu.
“Bilişim çağında bu hizmeti hak ediyoruz”
Fiber altyapı tartışmasını, yalnızca teknik bir konu değil “ülkenin geleceği” açısından stratejik bir başlık olarak gördüğünü dile getiren Oğuz, internetin artık elektrik ve telefon gibi temel bir ihtiyaç haline geldiğini belirtti. Dursun Oğuz, günlük yaşamın dijitalleştiğine, internet kesintisinin dahi bireyleri psikolojik olarak etkilediğine dikkat çekerek, “Bilişim çağında hizmetin üst kalitede olması” gerektiğini vurguladı.
Oğuz’un değerlendirmesine göre, yapılacak altyapı hamlesi yalnızca daha hızlı internet anlamına gelmiyor; aynı zamanda teknoloji, bilimsel gelişme, rekabetçilik ve ekonomik kazanım başlıklarını da tetikleyebilecek bir zemin oluşturuyor. Oğuz, bu çerçevede “ülke insanının hak ettiği hizmeti alması gerektiğini” söyledi.
“10 yıllık işi 1-2 yıla çekmek ülkeye 8 yıl kazandırır”
Oğuz, mevcut imkânlarla altyapı geliştirme sürecinin uzun yıllara yayılabildiğini, ancak yeni bir yatırımla sürenin ciddi şekilde kısalabileceğini savundu. Konuyu bir örnek üzerinden anlatan Oğuz, “10 yıllık hizmeti 1-2 yıla çekmek… Ülkeye 8 yıl kazandırır” dedi; bu kazanımın da ülkeyi “başka evrelere, başka gelişmelere” taşıyacağını ifade etti.
Bakan Oğuz, bu yaklaşımı “bağımlılık” tartışmalarının ötesinde, “alternatif yaratma” ve “ülkeye yatırım çekme” arayışı olarak değerlendirdi. “Formül geldiğinde istemeyiz” yaklaşımının ülkeye kazandırmayacağını savunan Oğuz, yönetenlerin “halkın ihtiyaç duyduğu gereksinimi sağlamak zorunda olduğunu” dile getirdi.
“Telekomünikasyon Dairesi stratejik kurum; yetki devri söz konusu değil”
Fiber protokolüne ilişkin eleştirilerin önemli bir kısmının, “yetki devri” endişesi üzerinden şekillendiğine dikkat çeken Oğuz, bu noktada net bir ifade kullandı: Telekomünikasyon Dairesi’nin yetkisinin alınması ya da devredilmesi söz konusu değildir. Telekomünikasyon devlet açısından “stratejik” bir alandır. Devlet verilerinin güvenliği önemlidir.”
Oğuz, buna karşın protokolün bazı başlıklarında “daha detaylı netleştirme” ihtiyacı bulunduğunu, bunun da ek protokol ile sağlanacağını belirtti. Parti içinde de konunun değerlendirildiğini söyleyen Oğuz, ek protokol gerekliliğinin kabul gördüğünü ve görüşmelerin bu doğrultuda yürüdüğünü kaydetti.
“Peşkeş” tartışması: “Kurum bir kişinin özel mülkü değil”
Programda, muhalefet tarafından dile getirilen “peşkeş” eleştirilerini de yanıtlayan Oğuz, bu eleştirilerin “tekerleme” haline geldiğini savunarak, protokolün bir “kişiye” değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kurumu üzerinden yürütülen bir çalışma olduğuna dikkat çekti. Türk Telekom’un bir kişinin özel mülkü olmadığına vurgu yapan Oğuz, tartışmaların “yatırım ve hizmet” perspektifiyle ele alınması gerektiğini ifade etti.
Oğuz, yatırım süreçlerinde karşılıklı şartların olmasının doğal olduğunu; “yatırım yap ama hiçbir şartın olmasın” yaklaşımının gerçekçi olmadığını söyledi. Hizmet alanın da hizmet verenin de şartları bulunduğunu belirten Oğuz, protokolün bu karşılıklı ilişki çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
“Son aylardaki olaylar huzuru kaçırdı; polis etkin çalışıyor”
İçişleri Bakanı, son aylarda bazı “tehdit” ve “tetikçi” iddialarıyla gündeme gelen olayların toplumdaki huzuru olumsuz etkilediğini ifade etti. “Keşke hiçbir olay olmasa” diyen Oğuz, buna karşın KKTC’nin güvenli bir ülke olma niteliğinin korunması için hükümetin ve güvenlik birimlerinin “eldeki imkânlar” çerçevesinde yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi.
Polis teşkilatına özellikle teşekkür eden Oğuz, sınırlı imkânlara rağmen “başarılı ve fedakâr” bir performans sergilendiğini; birkaç olay üzerinden tüm teşkilatın toptan yargılanmasının doğru olmadığını vurguladı. Oğuz, suç ve suçlularla mücadelede polisin “elindeki imkânları en üst derecede kullanarak” etkin sonuçlar aldığını kaydetti.
Polis kadrosu ve eğitim: “6 aylık temel eğitim 4 aya indirildi”
Polisin personel açığına ilişkin de konuşan Oğuz, hükümetin bu açığı kapatmak için adım attığını belirtti. Oğuz’un verdiği bilgiye göre, polis okulundaki 6 aylık temel eğitim 4 aya indirildi; böylece yılda daha sık eğitim açılması ve personel temininin hızlandırılması hedefleniyor.
Dursun Oğuz, emeklilikler ve farklı münhallere geçişler nedeniyle teşkilatta ek boşluklar oluştuğunu, kadroların artırılması yönündeki taleplerin de karşılanacağını ifade etti.
Yasal düzenlemeler.. “Teknik takip gibi alanlarda polis mağdur”
Bakan Oğuz, polisin en önemli taleplerinden birinin de bazı yasal düzenlemelerle “elinin güçlendirilmesi” olduğunu söyledi. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan bazı mekanizmaların KKTC’de eksik kaldığını belirten Oğuz, polisin özellikle süreç yönetiminde ve “teknik takip” gibi alanlarda zorlandığını, bunun da hukuk devleti ilkeleri nedeniyle “yasaya göre hareket etme” zorunluluğundan kaynaklandığını savundu.
Bu tür düzenlemelerin yapılması için çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Oğuz, “kişilik hakları ve özel hayat” hassasiyetlerine dikkat edilerek; içerik görülmeden “toptan karşı çıkma” yaklaşımından kaçınılması gerektiğini dile getirdi.
“KKTC bir marka; ülkeyi kötüleyerek kötülük ediliyor”
Bakan Oğuz, güvenlik başlığında bir diğer önemli vurgu olarak, ülkenin “marka değeri” ve itibarı konusuna işaret etti. KKTC’nin öğrenciler, aileler ve yatırımcılar açısından güvenli algısının korunmasının önemine değinen Oğuz, ülkeyi “yaşanmaz” gibi gösteren söylemlerin ülkeye zarar verdiğini savundu. Yatırım ve yaşam tercihinde “güvenlikten sonra huzurun geldiğini” belirten Oğuz, bu nedenle güvenlik tedbirlerinin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.